Mısır Şifresi
Ekim 9, 2006
Siz burada Ayşe’nin donuyla uğraşırken, İngiltere’de de Robert Bauval’ın son kitabı yayınlandı. Ona buna bulaşacağımıza, böyle durumlarda hep yaptığımız gibi hemen getirttik, sıcağı sıcağına, iki günde hapır küpür okuduk bitirdik. Bu arada, hiç bizi çekmediği halde, Türk basınında hüküm süren birtakım saçmalıklara da göz atmak zorunda kaldık ama aklımız Mısır’daydı.Robert Bauval, üç büyük piramidin dizilişinin, Orion takımyıldızının üç büyük yıldızının ‘izdüşümü’ olduğunu bulan adamdır. Meraklısı bilecektir.
(Kuzum şunlara artık eski Yunanlılar gibi Keops, Kefren ve Mikerinos demekten vazgeçiniz; bunlar eski Mısır dilinde Khufu, Khafre ve Menkaure.)
Meraklısı, Sfenks’e birkaç metreden fazla sokulamamış olmakla birlikte büyük piramide eliyle dokunmuş bir adam olarak benim de o meraklılardan olduğumu da bilecektir. Birlikte gittiğim Türk gazeteci grubu, hayatında ilk kez gördüğü piramidin kuzey yönündeki giriş deliğine arkasını dönmüş, hayatında ilk kez deve görmüş gibi, hemen oracıkta turist kazıklayan bir Arap’tan deve kiralayıp gezmeyi tercih etmişti… Meraklısı, benim birçok Türk devesini niçin adam yerine koymadığımı da bilecektir!
Şimdilerde bir şifre modası aldı başını gitti ya, otun şifresi, bokun şifresi, Robert Bauval da en son eserinin adını ‘Mısır Şifresi’ koymuş: The Egypt Code. Yakında dilimize de tercüme edilir.
Fakat Dan Brown gibi piyasa esnaflığı etmemiş, şifreyi gerçekten çözmüş.
Yalnız üç büyük piramidin değil, Eski Mısır’ın irili ufaklı bütün piramidlerinin, bütün tapınaklarının da bir ‘gökyüzü planına’ göre yerleştirilmiş olduklarını kanıtlıyor.
Eski Mısır haritası, Nil Nehri’ni Samanyolu gibi düşünürsek, gökyüzünün kuzey yarımküresinin birebir kopyası!
Fakat ters çevireceksiniz, çünkü Eski Mısır kültüründe haritanın tepesi güney, yani Nil’in çıkış ve geliş yönü.
Ancak… Bu harita, bugün gözlenen yıldız haritasına tekabül etmiyor. Yıldızların yerleri değişik.
Piramidlerin ve tapınakların yapıldığı yüzyıllara da tekabül etmiyor.
Bilgisayarında Starry Night Pro.V.4 programı varsa soruyorsun, sana M.Ö. 11.541 tarihini veriyor!
Şimdi bunun üzerine ‘aha işte Atlantisliler yapmışlar’ diye atlayacak kişi çoktur.
Oysa bu tarih, Sirius yıldızının 21 Haziran sabahı doğuşunun, dünyanın eksenindeki kayma sonucu (precession) eski noktasına döndüğü tarihlerden biri. Eski Mısır kültüründe ‘zep tepi’ denilen ilk çağ, başlangıç çağı.
Piramidleri, daha doğrusu bütün yapıları kurmaya M.Ö. 2781 yılında karar vermişler ve uygulamaya geçmişler (bu da Sirius dönümlerinden biri) ama tarihlerinin sıfır noktasını ondan yedi dönem önceye yerleştirmişler.
Bu neyi kanıtlar? Milattan on bir bin yıl önce dünyada bir Atlantis uygarlığı olduğunu mu? Hayır, ama soru sordurur.
Bu konunun elbette mala davara ve de emekçi halkımıza bir faydası yoktur. Bu bilgiler açıklanınca hiçbir köylünün cebine para girmeyecek, emekli Ayşe Teyze’nin maaşına zam gelmeyecektir. Pek pek mason biraderlere faydası vardır ama, hayatlarını artık Nil Nehri’nin düzenli taşkınına göre düzenlemediklerine göre, alt tarafı milyarlarca yıldızdan biri olan Sirius yıldızına niçin bu kadar saygı göstermeyi sürdürdüklerini de anlamak zordur! (Ne dersin sevgili Ahmet Örs? Yolsuzluk söylentileriyle locada birbirinizi yiyeceğinize bu konuya eğiliniz.)
Fakat ille de gazetecilik etmemi istiyorsanız, konuya sosyoekonomik ve de alafortanfonik bir kulp takarak şu soruyu gündeme getirebilirim:
O topraklar, kısa bir İngiliz sömürgeliği dönemini saymazsak, bin dört yüz yıl İslam egemenliğinde kalacak… Üç yüz yıldan fazla Osmanlı egemenliğinde kalacak…
Ve bir Allah’ın kulu da bu olağanüstü görkemli kalıntıları kim yapmış, ne zaman yapmış, niçin yapmış diye merak etmeyecek!
Bunun için General Bonaparte’ın oralara saldırması ve yanında o kültürü incelemek üzere yüzlerce kişilik bir ‘bilginler ordusu’ da getirmesi beklenecek… Hani şu, en büyük emeli İstanbul’u almak olduğu için Türk gazetecileri tarafından gizlice Haydarpaşa’ya getirilip keşif yaptırılan Napoleon canım…
Ve sonra da hem ‘niçin geri kaldık’ diye şaşacaksın hem de Avrupa Birliği’ne girmek isteyeceksin!…
| 09.10.2006 |
Yazı Kategorisi: Eski Uygarlıklar


Yorum Ekle
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.